Buradasınız: Giriş Haberler Etkinlikler The Duke of Edinburgh’s International Award (Uluslararası Gençlik Ödülü) programının “Bir Mirası Yaşayın; Yüzyılın Kutlaması''

The Duke of Edinburgh’s International Award (Uluslararası Gençlik Ödülü) programının “Bir Mirası Yaşayın; Yüzyılın Kutlaması''


Ben Bora Tezkan. Şu anda 11 sınıf öğrencisiyim. 14 yaşımda başladığım Ödül Programının Bronz, Gümüş, Altın Kategorilerini tamamladım. Ara vermeden tamamladığım Ödül serüvenimdeki tecrübelerimi paylaşmak ve Uluslararası Gençlik Ödülü- Türkiye’yi temsil etmek üzere 26 Mayıs 2022 tarihinde Londra’da The Duke of Edinburgh’s International Award (Uluslararası Gençlik Ödülü) programının “Bir Mirası Yaşayın; Yüzyılın Kutlaması” etkinliğine katıldım.

 “Bir Mirası Yaşayın; Yüzyılın Kutlaması” kapsamında düzenlenen Gala yemeğinde dünyanın pek çok ülkesinden gelen insanlarla ve Ödül Katılımcılarıyla tanıştım. Tanıştığım insanlar arasında Winston Churchill’in torunu ve Uluslararası Ödülü Programının Genel Sekreteri de yer alıyordu. Özellikle Genel Sekreter Bay John May ve Genel Sekreter yardımcısı Bay Stephen Peck ile Türkiye’deki Ödül Programının ilerleyişi ve Türkiye’nin şu an dünya tarafından nasıl göründüğü hakkında konuşabilme fırsatını yakaladım. Bay Stephen, bana Ödül programı dışında aynı zamanda yemeğin ve gecenin gerçekleştiği mekân olan Old Naval College hakkında da pek çok bilgi verdi. Bu okul, yaklaşık 1600 yıllarında kurulmuş ve sadece Denizcilik eğitimi verilmek üzere tasarlanmış bir eğitim sistemine sahiptir. Burada eğitim gören 200’e yakın öğrenci bizi bu güzel mekânda ağırladılar. Geceyi özel kılan şey ise Wessex Kontu olan Ekselansları Prens Edward’ın konuşmasıydı. Konuşmasında bu ödüle katılan bütün katılımcılara ve ödül liderlerine teşekkürlerini sundu. Bu konuşmadan sonra Londra Gençlik Senfoni Orkestrası’nın performansını dinledik.

Bu gecenin sonunda böyle bir etkinliğe katıldığım için açıkçası kendimi çok özel hissettim ve orada insanlara Türkiye’yi tanıtabilmenin gururunu, ülkemiz hakkında farklı fikirler verebildiğim için açıkçası çok mutluyum. Son gün ise Türkiye’den bir iz bırakabilmek adına Uluslararası Ödül Vakfının Londra’daki Ödül Evi’ne Türk Lokumu gibi küçük bir hediye ile gidip, orada çalışanlara tattırabilme ve sohbet edebilme şansını da elde ettim.

Ben bu güzel seyahatin sonunda anladım ki Uluslararası Ödül Programı, bana gerçekten bir şeyin değerini bilmeyi öğretti. Çünkü fark ettim ki; eğer siz, bir şeye değer verirseniz, o da size avantajlarıyla geri dönecektir. Özetle, donanımlı olmak ve kendimize değerler katabilmek için, hayatımızı sadece akademik odaklı değil, çok yönlü çalışmalar üzerine kurmalıyız…